Archive for Eylül 2008

zaman tünelinde yolcu

Eylül 30, 2008

kış…

soğuk…

taksim the body shop…

“hemen gitmemeliyim yanına” hissi…

matsusalı mıdır nedir, lip balm… şekerli turunç aroması… ımmm…

.

.

.

 aradan geçen uzun zaman ardında sadece kalan bir tomar fotoğraf, domatesli, rokforlu makarna tadı, sahaf kokusu, senin kokun, benim kokum, gogol bordello (sanırım bugün mor giymeliyim), votka portakal tadı, sigara kokusu, metro hissi, neydi o cafenin adı? her neyse… o cafenin soğuğu, asansör, sönen apartman otomatiği, radiohead, ve hatta müzeyyen senar, o sahafın adı neydi Allah’ım… ne unutkan oldum ben… offf…

ne çok şey çağrışmaya başlıyor ip bir noktadan kaçınca. bir koku yetiyor 3 yıl önceye gitmeye, ya da bir müzik yetiyor 6 yılı film şeridi kıvamına sokmaya. hatırlama mekanizmasının başlaması için nöronlar izin mizin istemiyor zaten. yekten başlayıveriyor süreç. 

ne zaman metallica dinlesem üniversite 1. sınıfta eve döndüğüm kamil koç otobüslerinde hissederim kendimi, radiohead dinlesem geçen kış taksimin soğuk sokaklarında uzun yürüşler yaparken yakalarım ruhumu. 

koku ise daha takıntılı bir şekilde sürükler geçmişe; yakalar bırakmaz… ifadesi zor.

bugünü ise bi kahve kokusu ifade ediyor, gene…

zaman tünelinde yolcu

Eylül 30, 2008

kış…

soğuk…

taksim the body shop…

“hemen gitmemeliyim yanına” hissi…

matsusalı mıdır nedir, lip balm… şekerli turunç aroması… ımmm…

.

.

.

 aradan geçen uzun zaman ardında sadece kalan bir tomar fotoğraf, domatesli, rokforlu makarna tadı, sahaf kokusu, senin kokun, benim kokum, gogol bordello (sanırım bugün mor giymeliyim), votka portakal tadı, sigara kokusu, metro hissi, neydi o cafenin adı? her neyse… o cafenin soğuğu, asansör, sönen apartman otomatiği, radiohead, ve hatta müzeyyen senar, o sahafın adı neydi Allah’ım… ne unutkan oldum ben… offf…

ne çok şey çağrışmaya başlıyor ip bir noktadan kaçınca. bir koku yetiyor 3 yıl önceye gitmeye, ya da bir müzik yetiyor 6 yılı film şeridi kıvamına sokmaya. hatırlama mekanizmasının başlaması için nöronlar izin mizin istemiyor zaten. yekten başlayıveriyor süreç. 

ne zaman metallica dinlesem üniversite 1. sınıfta eve döndüğüm kamil koç otobüslerinde hissederim kendimi, radiohead dinlesem geçen kış taksimin soğuk sokaklarında uzun yürüşler yaparken yakalarım ruhumu. 

koku ise daha takıntılı bir şekilde sürükler geçmişe; yakalar bırakmaz… ifadesi zor.

bugünü ise bi kahve kokusu ifade ediyor, gene…

şu an

Eylül 23, 2008

şu an tam olarak şu an istifa edip önce salvador dali sergisine gitmek, artından tüm günlerimi birşeyler dikerek geçirmek, kurabiyeler denemek istiyorum

ama biliyorum ki kurabiyelerime koyduğum pahalı kuvertürlerin parasını böyle sıkıcı anlara tahammül ederek çıkarıyorum…

ama şu an istifa edesim var, yarı zamanlı bir iş belki?!!

şu an

Eylül 23, 2008

şu an tam olarak şu an istifa edip önce salvador dali sergisine gitmek, artından tüm günlerimi birşeyler dikerek geçirmek, kurabiyeler denemek istiyorum

ama biliyorum ki kurabiyelerime koyduğum pahalı kuvertürlerin parasını böyle sıkıcı anlara tahammül ederek çıkarıyorum…

ama şu an istifa edesim var, yarı zamanlı bir iş belki?!!

toplantılı kolonya

Eylül 23, 2008

10 dakika içinde yönetim toplantısına katılacak biri olarak blog yazısı yazıyor olmam kovulma sebebi olabilir mi acaba?

bu aralar aklıma durup durup tuhaf anlar geliyor. dün gece yatarken de çocukken yaptığım birşey geldi aklıma… sobalı ev… annanemle dedem… akşam annemle babamın işten dönüp beni almasını bekliyorum… o arada limon kolonyası kokusunu sevmediğim için [ki hala çok sevmem, favorim yumuşak kokulu lavanta kolonyaları. duru en güzelini yapıyordu, üretimi durdurdu =( ] portakallı kolonya denemesi yapıyorum… bir kasenin içinde portakal kabuğu… üstünü örtecek kadar kolonya… bıçakla portakalın o yağ dolu pütürlerini patlatıyorum… uykum geliyor… hava da soğuk zaten…

toplantılı kolonya

Eylül 23, 2008

10 dakika içinde yönetim toplantısına katılacak biri olarak blog yazısı yazıyor olmam kovulma sebebi olabilir mi acaba?

bu aralar aklıma durup durup tuhaf anlar geliyor. dün gece yatarken de çocukken yaptığım birşey geldi aklıma… sobalı ev… annanemle dedem… akşam annemle babamın işten dönüp beni almasını bekliyorum… o arada limon kolonyası kokusunu sevmediğim için [ki hala çok sevmem, favorim yumuşak kokulu lavanta kolonyaları. duru en güzelini yapıyordu, üretimi durdurdu =( ] portakallı kolonya denemesi yapıyorum… bir kasenin içinde portakal kabuğu… üstünü örtecek kadar kolonya… bıçakla portakalın o yağ dolu pütürlerini patlatıyorum… uykum geliyor… hava da soğuk zaten…

hindistan cevizi

Eylül 22, 2008

kurabiyem olmadı, olamadı… zira kullanmak istediğim hindistan cevizi hala daha bütün halinde?!! kırılmayı reddetti =) 

oysa ki sadece kırmakla bitmiyordu bile iş… daha kurutacaktım ama sanırım bu gidişle küflendireceğim…

hindistan cevizi

Eylül 22, 2008

kurabiyem olmadı, olamadı… zira kullanmak istediğim hindistan cevizi hala daha bütün halinde?!! kırılmayı reddetti =) 

oysa ki sadece kırmakla bitmiyordu bile iş… daha kurutacaktım ama sanırım bu gidişle küflendireceğim…

to do list… (eylül 4. hafta için)

Eylül 22, 2008
  • hindistan cevizli kurabiye denenecek
  • geçmiş kalite kayıtlarım düzenlenecek
  • gıda güvenliği ve döküman başlıkları hazırlanacak
  • yeni bir portföy çanta dikilecek
  • haftada 3 yoga dersine dahil olunacak (daha fazlasına değil)
  • ve en önemlisi tüm hafta boyunca alışveriş yapılmayacak =) ehehee….

to do list… (eylül 4. hafta için)

Eylül 22, 2008
  • hindistan cevizli kurabiye denenecek
  • geçmiş kalite kayıtlarım düzenlenecek
  • gıda güvenliği ve döküman başlıkları hazırlanacak
  • yeni bir portföy çanta dikilecek
  • haftada 3 yoga dersine dahil olunacak (daha fazlasına değil)
  • ve en önemlisi tüm hafta boyunca alışveriş yapılmayacak =) ehehee….