zaman tünelinde yolcu

kış…

soğuk…

taksim the body shop…

“hemen gitmemeliyim yanına” hissi…

matsusalı mıdır nedir, lip balm… şekerli turunç aroması… ımmm…

.

.

.

 aradan geçen uzun zaman ardında sadece kalan bir tomar fotoğraf, domatesli, rokforlu makarna tadı, sahaf kokusu, senin kokun, benim kokum, gogol bordello (sanırım bugün mor giymeliyim), votka portakal tadı, sigara kokusu, metro hissi, neydi o cafenin adı? her neyse… o cafenin soğuğu, asansör, sönen apartman otomatiği, radiohead, ve hatta müzeyyen senar, o sahafın adı neydi Allah’ım… ne unutkan oldum ben… offf…

ne çok şey çağrışmaya başlıyor ip bir noktadan kaçınca. bir koku yetiyor 3 yıl önceye gitmeye, ya da bir müzik yetiyor 6 yılı film şeridi kıvamına sokmaya. hatırlama mekanizmasının başlaması için nöronlar izin mizin istemiyor zaten. yekten başlayıveriyor süreç. 

ne zaman metallica dinlesem üniversite 1. sınıfta eve döndüğüm kamil koç otobüslerinde hissederim kendimi, radiohead dinlesem geçen kış taksimin soğuk sokaklarında uzun yürüşler yaparken yakalarım ruhumu. 

koku ise daha takıntılı bir şekilde sürükler geçmişe; yakalar bırakmaz… ifadesi zor.

bugünü ise bi kahve kokusu ifade ediyor, gene…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: