Archive for Ekim 2008

şaka

Ekim 18, 2008

sanırım bu bir şaka olsa gerek…

hayatım ilişkiler yumağı oldu nasıl oldu anlayamadan… sen bile şaka yapar gibi peşimi bırakmıyorsun ki n.ş.a.’da benim seni arayıp sormam gerekir =) neyse, sanırım kafan güzel gene… gençlik işte…

yumağın içinde farklı renkte bir ip daha var ki akıllara zarar… 30 yaşlarında çeşitli sorunları nedeni ile ayrılmış bir çifte (evet, her ikisine de) psikolojik destek veriyorum…

hayat ne tuhaf.. çiçekler böcekler…

Reklamlar

şaka

Ekim 18, 2008

sanırım bu bir şaka olsa gerek…

hayatım ilişkiler yumağı oldu nasıl oldu anlayamadan… sen bile şaka yapar gibi peşimi bırakmıyorsun ki n.ş.a.’da benim seni arayıp sormam gerekir =) neyse, sanırım kafan güzel gene… gençlik işte…

yumağın içinde farklı renkte bir ip daha var ki akıllara zarar… 30 yaşlarında çeşitli sorunları nedeni ile ayrılmış bir çifte (evet, her ikisine de) psikolojik destek veriyorum…

hayat ne tuhaf.. çiçekler böcekler…

duygusal aşınma

Ekim 17, 2008

the big bang theory izliyiorum şu sıralar. pek severek…

….spoiler….

hatun kişi sevdicekten ayrılmış, sonra yakışıklı bir abi bulup işi pişirmiş. sonra da kendisine aşık geek kardeşimiz leonard’a durumu anlatıyor. eski sevgiliden alınan 36 saatlik bir intikam olarak..

leonard merak ediyor; – 36 saat süren tek deneyim mi? yoksa 36 saate yayılmış pekçok deneyim mi?

hatun tüm haftasonu diye aşıklayınca, bilim ineği leonard -aşınma olmuştur, diye cevap veriyor.

hatun ise taptığım cevabı veriyor en doğal hali ile -evet… doğru… aşınma… “duygusal aşınma”

…spolier bitti….

duygusal aşınma yaşadım… içimde bir yerler sızlıyor. aradaki 7 fark gözüme gözüme battı. nasıl ifade etsem bilemiyorum ki… senin bencilliğin içinde yüzdüm dün gece, damlalar saçıldı sağa sola… sen de benim nefsimi buldun… zaten huzurlu da değildi… 

ne desem bilemedim, yazmayı çok istiyorum lakin olamıyor nedense… kendimi seviyorum kararlarımın yanlışlığından ötürü en azından bir daha ne yapmayacağımı öğrenmiş oluyorum…

duygusal aşınma

Ekim 17, 2008

the big bang theory izliyiorum şu sıralar. pek severek…

….spoiler….

hatun kişi sevdicekten ayrılmış, sonra yakışıklı bir abi bulup işi pişirmiş. sonra da kendisine aşık geek kardeşimiz leonard’a durumu anlatıyor. eski sevgiliden alınan 36 saatlik bir intikam olarak..

leonard merak ediyor; – 36 saat süren tek deneyim mi? yoksa 36 saate yayılmış pekçok deneyim mi?

hatun tüm haftasonu diye aşıklayınca, bilim ineği leonard -aşınma olmuştur, diye cevap veriyor.

hatun ise taptığım cevabı veriyor en doğal hali ile -evet… doğru… aşınma… “duygusal aşınma”

…spolier bitti….

duygusal aşınma yaşadım… içimde bir yerler sızlıyor. aradaki 7 fark gözüme gözüme battı. nasıl ifade etsem bilemiyorum ki… senin bencilliğin içinde yüzdüm dün gece, damlalar saçıldı sağa sola… sen de benim nefsimi buldun… zaten huzurlu da değildi… 

ne desem bilemedim, yazmayı çok istiyorum lakin olamıyor nedense… kendimi seviyorum kararlarımın yanlışlığından ötürü en azından bir daha ne yapmayacağımı öğrenmiş oluyorum…

standart sapma

Ekim 15, 2008

alacağım bugün klavyeyi. yeni klavyemin space tuşu o kadar sert ki yazı yazamıyorum =( 

şu an bu yazıdaki boşlukları bile sonradan ekliyorum =(

standart sapma

Ekim 15, 2008

alacağım bugün klavyeyi. yeni klavyemin space tuşu o kadar sert ki yazı yazamıyorum =( 

şu an bu yazıdaki boşlukları bile sonradan ekliyorum =(

sapma part 2

Ekim 11, 2008

sapmayı düzene koyabilmek açısından hemen derli toplu birşeyler yazmaya çalışacağım… misal; alışveriş notları… dünyanın en gerekli hadisesi ne de olsa alışveriş =)

ellerimi daha saat 9 olmadan 10 kere yıkayıp 20 kere alkollemek zorunda kalan biri olarak kütikil denen hadiseden pek muzdaribim… oje markalarının yumuşatıcılarından aldım, hiç bi işe yaramadı. akşamları kremledim, 2-3 seferden sonra sıkıldım vıcık vıcık bıraktım. 

en son sally hansen cuticle removerını gözüme kestirmişken eczane aramak yerine sephoraya yolum düştü. hemen kütikil yumuşatıcı bir kalem alıverdim. 15 liraydı sanırım. yumuşacık bir fırça ile sürülen akmayan bulaşmayan bir yağ… 

sabah sürünce akşama kadar o iğrenç, kuru, pul pul görüntüyü önlüyor. daha bakımlı duruyor insanın elleri ojesizken bile… tek sıkıntı biraz az gibi… kalemin yarısı dolu şu an, ki 5 kere kullanmamışımdır henüz…

lakin işe yarar bir ürün…

gelelim ikinci alışveriş olayına… ugg =)

evet o çirkin şeyler. bundan 2 kış önce quicksilver outletinde ayağıma bir numara büyük çirkin ama yumuşacık bir çift ayakkabı gördüm, hemen denedim ve 20 lira gibi komik bir rakama alıverdim. bir çift daha vardı, onu da benim ayağımda gören başka bir müşteri aldı hemen. meğer onların adı “ugg”muş. 500 lira fiyata sahip olacaklarmış 2 sene sonra… hala da severek giyiyorum, pek rahatlar.

bu aralar taktığım ürün ise bir klavye… te ilk çıktığında bayılmıştım ona… Microsoft Natural Ergonomic Keyboard 4000 v1.0  ah bir paraya kıysam… ama olmuyor işte… çıkmıyor elimden o para… 60 lira… çok para ama yaa…

sapma part 2

Ekim 11, 2008

sapmayı düzene koyabilmek açısından hemen derli toplu birşeyler yazmaya çalışacağım… misal; alışveriş notları… dünyanın en gerekli hadisesi ne de olsa alışveriş =)

ellerimi daha saat 9 olmadan 10 kere yıkayıp 20 kere alkollemek zorunda kalan biri olarak kütikil denen hadiseden pek muzdaribim… oje markalarının yumuşatıcılarından aldım, hiç bi işe yaramadı. akşamları kremledim, 2-3 seferden sonra sıkıldım vıcık vıcık bıraktım. 

en son sally hansen cuticle removerını gözüme kestirmişken eczane aramak yerine sephoraya yolum düştü. hemen kütikil yumuşatıcı bir kalem alıverdim. 15 liraydı sanırım. yumuşacık bir fırça ile sürülen akmayan bulaşmayan bir yağ… 

sabah sürünce akşama kadar o iğrenç, kuru, pul pul görüntüyü önlüyor. daha bakımlı duruyor insanın elleri ojesizken bile… tek sıkıntı biraz az gibi… kalemin yarısı dolu şu an, ki 5 kere kullanmamışımdır henüz…

lakin işe yarar bir ürün…

gelelim ikinci alışveriş olayına… ugg =)

evet o çirkin şeyler. bundan 2 kış önce quicksilver outletinde ayağıma bir numara büyük çirkin ama yumuşacık bir çift ayakkabı gördüm, hemen denedim ve 20 lira gibi komik bir rakama alıverdim. bir çift daha vardı, onu da benim ayağımda gören başka bir müşteri aldı hemen. meğer onların adı “ugg”muş. 500 lira fiyata sahip olacaklarmış 2 sene sonra… hala da severek giyiyorum, pek rahatlar.

bu aralar taktığım ürün ise bir klavye… te ilk çıktığında bayılmıştım ona… Microsoft Natural Ergonomic Keyboard 4000 v1.0  ah bir paraya kıysam… ama olmuyor işte… çıkmıyor elimden o para… 60 lira… çok para ama yaa…

sapma

Ekim 10, 2008

zavallı blogum amacından sapıyor, özel şeyler yazmamalıydım? uv hayır, yazarım… sanal değil mi, silerim gider… siler miyim? bilemiyorum..

bugün şef aşçı hastaydı… nasıl olmuş bilemiyorum ama 2 günde nezlemsi gribal enfeksiyon kapabildi. kendisini buradan kutluyoruz. 

sevgilimi unuttum, baya baya unuttum. hatta unutmaya ne kadar hazır olduğumu görüp üzüldüm. 

ama tek üzüldüğüm şey o değil, 2 yıla da çok üzülüyorum. daha iyi değerlenebilir miydi? daha iyi biriyle… daha sağlam bi ilişki ile…

iyi de ayrılana dek bu da sağlam bi ilişki değil m iydi ki?

ehehe… sanırım karıştı.

hala daha hamile kadınlar ile mutlu çiftleri görünce içerde bişey sızlıyor. engelleyemiyorum. bunu engellemeyi çok isterdim.

onunla mutlu olacağımıza o kadar salakça inanmış olmayı görmek o kadar zor ki. pembe panjurlu ev, boy boy çocuklar… o kadar da değil, ama kıyısından dönmüşüm bu bataklık gibi düşüncelerin.

hayır, mutlu çiftleri (daha doğrusu mutlu aileleri) hala sevmiyorum. ben aile olamadım ya, sırf kıskançlık işte…

sapma

Ekim 10, 2008

zavallı blogum amacından sapıyor, özel şeyler yazmamalıydım? uv hayır, yazarım… sanal değil mi, silerim gider… siler miyim? bilemiyorum..

bugün şef aşçı hastaydı… nasıl olmuş bilemiyorum ama 2 günde nezlemsi gribal enfeksiyon kapabildi. kendisini buradan kutluyoruz. 

sevgilimi unuttum, baya baya unuttum. hatta unutmaya ne kadar hazır olduğumu görüp üzüldüm. 

ama tek üzüldüğüm şey o değil, 2 yıla da çok üzülüyorum. daha iyi değerlenebilir miydi? daha iyi biriyle… daha sağlam bi ilişki ile…

iyi de ayrılana dek bu da sağlam bi ilişki değil m iydi ki?

ehehe… sanırım karıştı.

hala daha hamile kadınlar ile mutlu çiftleri görünce içerde bişey sızlıyor. engelleyemiyorum. bunu engellemeyi çok isterdim.

onunla mutlu olacağımıza o kadar salakça inanmış olmayı görmek o kadar zor ki. pembe panjurlu ev, boy boy çocuklar… o kadar da değil, ama kıyısından dönmüşüm bu bataklık gibi düşüncelerin.

hayır, mutlu çiftleri (daha doğrusu mutlu aileleri) hala sevmiyorum. ben aile olamadım ya, sırf kıskançlık işte…