Archive for Ağustos 2010

çalışmak zor zanaat…

Ağustos 31, 2010

Valla bu sabah hiç kalkasım gelmedi yataktan… Gelince anladım neden böyle olduğunu; yine sorun, yine problem varmış, onu hissetmişim de gelmek istememişim meğersem…

Patronumdan maaşımı isteyeceğim ama yemiyor =) Adam nasıl bir psikolojik baskı yapıyorsa hakkın olan parayı istemek için yeterli motivasyona sahip olamıyorsun, korkuyorsun… Şu an kendimi ikna etmeye çalışıyorum… Evet, yapabilirim, telefonu kaldırıp dahilisini tuşlayabilirim, kredi kartı borcum için para isteyebilirim… Ya da biraz daha erteleyebilirim…
Huf…. Piyango oynayacağım artık… Ya tutarsa diye dua edip…
Reklamlar

gelinlik

Ağustos 26, 2010
Hayır evlenmeyeceğim, en azından şu an için evlenmeyeceğim…

Aslında evlenirim, evlenmek istiyorum… Sevgilimle bir süredir aynı evi paylaşıyorum, denedim yani… Her şey gayet süper düper… Memnunum yani… Abuk davranışları yok, ev işlerine yardım etmek istiyor, bir sıkıntı olduğunda bir kere söyleyince onu düzeltiyor, ev ile ilgili zevklerime saygı gösteriyor. ( Yani umarım son saçmalığıma da gösterecektir =) mutfağa 1,5 metre uzunluğunda bir zincir asıp tavaları üzerine astım da… Henüz yeni görmüş olmalı, bakalım akşam öğreneceğiz tepkisini…)

Ama kurs v.s. hadiseleri yüzünden sanırsam evlenmemiz 2 yılı bulur… Zira kurs 1 ay sonra başlayacak… E o farklı bir şehirli, orada düğün dernek hadisesi zor olur ben hem çalışıyor hem kursa gidiyorken… Aslında imza atıversek olur, yeter yani bana, sonrasında da ufak bir toplaşmalı eğlence…. Yeter de artar vallaha….

Geçenlerde nil ertürk’ün blogunda gördüğüm bir kombin pek hoşuma gitti, onu beyaz ya da kırık beyaz dikip giysem olur bence… Hiç gelinlik hayalim olmadığı gibi saçma da buldum hep, en eğleneceğin günde hareketlerini kısıtlayan inanılmaz ağır bir kıyafetin anlamı ne olabilir ki?
Düz ayakkabı, tüllerle kocaman kabartılmış bir etek ve sade bir bluz… Nesi eksik? Chino pantolonlu, spor ayakkabılı sevgili eksik tabi ki….

Şu beğendiğim fotoyu da ekleyeyim de post sonlansın…



money money money must be funny in the rich man’s world

Ağustos 25, 2010

Şöyle bir maddi fizibilite çıkardım az evvel kendi kendime…

Ve anladım ki net 2000 lira harici hiç bir meblağ beni kurtarmıyor… Şu an elime geçmesi gereken tutar en az 2000 TLcik…
Kursun kalan parası, kredi kartlarımı kırıp atmam için tüm borç, kurs için gerekli alet edevat v.s. beni anca 2000 kurtarıyor… Borç alsam ödeyemem, çalıştığım yer zaten maaş vermiyor doğru düzgün ne bok yesem bilemedim….
Huffffffffff……..

rüya sezonu

Ağustos 24, 2010

Eveett… Allah’ın izni ile rüya sezonumu açmış bulunuyorum. Kurs, iş v.b. stres kaynaklarım bol miktarda mevcutken benim sakin sakin uyuyabilerek 2 hafta geçirmem zaten bir mucizeydi…

Ama dün açtık sezonu… Kursun ilk gününü gördüm rüyamda; “herkes elinde kağıt kalem not tutuarken benim ne kağıdım ne kalemim vardı, sonra uygulama için sınıfa geçtik, canla başla dinlediğimi sandığım dersi hiç dinlemediğimi fark ettim :S poğaça yapılıyordu, herkes yapabilirken ben hiç birşey yapamadım, hamur bile yoğuramadım, o derece… İnsanları tanımıyordum, kimseyle konuşamıyordum, rahat görünmeye çalışıp hiç rahat olamıyordum….”
Bildiğimiz kabus işte…
An itibariyle iş arıyorum, ne iş olsa… Bakalım. Nolacak…

SUPPER MARIOOO GALAXYYYYY

Ağustos 20, 2010


Uyh… Alalı baya zaman oldu ama daha dün sevgilim 60. yıldızı topladı… (gerçi ben bu sabah erkenden kalkıp 61.yi de aldım ama olsun…)

60. yıldızın önemi nedir? 60. yıldızdan sonra Bowser ile karşı karşıya geliyormuşuz… Ben bilmem beyim bilir, zira ilişkinin nisbi pro gamer’ı odur… Ben anca hoplar zıplar dönerim, o ise yeni yeni yerler keşfeder aynı galakside 5. yıldızı bulur….
Az evvel google amcamla muhabbet ettim, dedi ki “senin marioyu bitirmen için daha çoook yıldız toplaman lazım” 121 yıldız varmış toplamda, 121. yıldız için ise hem Mario, hem de Luigi olarak oyunu 2 kere 120şer yıldızı toplayarak bitirmek lazımmış…
Azimliyim yapıcam, sonra da Super Mario Galaxy 2’ye geçeceğim…
Metroid Prime ve Zelda ise bir iki deneme sonrasında görüldü ki, benim olayım değiller =)
Luma’na kurban Mariommmmm…..

blog hadisesi

Ağustos 19, 2010

Az evvel bir blog okuyordum, link vermeyeceğim zira kötü konuşacağım hakkında…

Süper düper şahane özenilmiş bezenilmiş kurabiyeler var söz konusu blogda, ve güzel de çekilmiş fotolar. Bilmem kaçıncı sayfadayken yazarın bir notunu gördüm ve sağ üstte bulunan minik kırmızı çarpıcığa bastım.
Yazar demiş ki (benim yorumum ile, copy-paste değil) ; diğer bloglarda yaptığım kurabiyeleri görüyorum, sinirleniyorum. Bir de altına “bilmem kimden esinlendim” yazıyorlar. Bunu yazmayanları saymıyorum bile. Böyle hayal gücü olmayanlar için bir miktar daha yaptıklarımın fotoğrafını ekliyorum.”
E madem yaptıkların sana kalsın istiyorsun, o halde foto çekip koymayacaksın… Ha bu yolla deli gibi para kazandığın belli, satış yapıyorsun… O zaman neden, gayet nazik bir şekilde senden esinlendiğini yazan insanlara laf ediyorsun. Bu nasıl bir zihniyet, ben yapayım, yayınlayayım ama kimse yapmasın/yapamasın ben daha çooook para kazanayım?!! Herkes benim kurabiyelerimi alsın…
Yahu düşündüm, ben bir sürü blog takip ediyorum… Sadece 1-2 aklıma gelen blogu söyleyeceğim; just make up ile gölgeli makyaj yapar oldum, inside of my purse ile paradoxal denemesi yaptım, cafe fernando ile bir sürü güzel kurabiye ve pankek denemesi yaptım. Neden iş ticarete dökülünce saçma bir alınganlık başlıyor anlamıyorum. Zaten söz konusu ablanın elinde olan (malum kurabiye süsleme mevsuzu bol miktarda pahalı kalıp malıp gerektiren bir olay) ekipman kolay kolay kimsede yok, madem hayal gücüde bu kadar geniş, yenilerini uydurur koyar…
Allah Allah, sinirlendim kendi kendime; tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış oldu biraz ama… Olsun, napalım….

hobarey

Ağustos 14, 2010

Hayat cidden pamuk ipliği ile bağlı… Misal bundan 4-5 ay evvel ki halimi düşünüyorum…

Nasıldım?

Gayet hayat koşuşturması içinde, market rafları arasında, müşteri problemleri ile boğuşarak, uyumayarak kendi sosyal hayatına zaman ayırmaya çalışan ve günde min 12 saat çalışan biriydim… Gün gelirdi sevgilimle yarım saat görüşmek için kıçımı yırtmam gerekirdi…


Şimdi ise bir sürü para kredi çekmiş, ödeyeceğinden emin olamadığı bir borç içerisinde, hafta içi çalışmak için bir iş arayan ve 20 eylül de pasta-ekmek profesyonel kursuna yazılmış biriyim…

Nasıl zor bazı durumlarda hayatla alakalı kararlar almak, kariyeri yönetici olarak sürdürmek varken nemli, stresli ve sıcak mutfağa sokmak, yorulmayı göze alabilmek, borç altına girmek, bir daha oje süremeyecek olmak, makyaj yapamayacak olmak, asla yapılı saçlarla gezemeyeceğini bilmek… Ve tüm bunları cidden istemek…

Heyecanlıyım…