Archive for Ağustos 2011

yalniz

Ağustos 15, 2011

6 ay oldu sanirim sevgilimle ayrilali, ama ilk defa bugun kendimi yalniz hissettim.

Sabah eğlencesi

Ağustos 12, 2011

Sabah sabah twitterde dolanırken “flört üzerine dini yazı” gibi bir komik yazı linkine denk geldim, eğlene eğlene okudum, güldüm falan. Sonra islami evlilik diye bir link gördüm =) şeytan dürttü, guerilla mail hesabı ile Ya Allah Bismillah diye daldım siteye. Baya da uğraştım aslında, bir sürü form falan doldurdum. Hep ters şıkları işaretledim; alkol ve sigara içerim, cemaatim yok, kuran okuyamam, oruç tutmam,  aldatmasın yeter falan filan… 10 dakka olmadan krikertlerimize uymuyorsun bebeğim diye attılar lan beni siteden =) siktirin lan dedim, çok güldüm…

Kime göre neye göre uygunsuzum? Dine düşkün görünmüyorsam bu o site içinde bir adama uygun eş?!! olamayacağım anlamına mı geliyor? Allah Allah…

Rüya

Ağustos 10, 2011

Hayal kurmak güzel şey, bu aralar zamanım bol bunun için. Ara ara ufacık bir his gibi geliyor hayallerim.

Ufacık bir ev istiyorum, kocaman kütüphaneli, büyük mutfaklı, sevdiğim komşular istiyorum, keklerimi pastalarımı onlarla paylaşmak istiyorum, ufak bir pastanede çalışmak istiyorum usta olarak (şeflik hayalim yok, hep alt düzey de olsa yönetici olarak çalıştığım için hevesim yok bu konularda sanırım) bir de güzel mutfak malzemeleri istiyorum gerektikçe alınmış, bir mağazadan toplanmamış, mutfağa müzik sistemi istiyorum, masa olsun  istiyorum, koltuk olsun istiyorum, kekin pişmesini mutfakta kitap okuyarak beklemek istiyorum. Sükunet ve birazcık kendi kendime kalmak istiyorum ve bunu istiyor olmaktan korkuyorum sonra çok kendi içime dönüyorum diye…

Zaman zaman – facebook üzerine

Ağustos 10, 2011

Arada sırada, bazı bazı kapıldığım bir his var… Karşımdaki insanı tanımıyormuşum gibi geliyor. Hayatımı internetsiz, sosyal paylaşım?!! denen fasiliteler olmadan yaşıyor olsam bu hisse kapılmaz mıydım acep diye tereddüte kapılıyorum.

Kısmen de olsa tanıyorum dediğim arkadaşım fbooktan ya da twitterdan bir şey yazıyor, ya da başka birileri ile iletişime geçiyor. Hop yabancılaşıveriyorum. Onca zamanı boşa harcamışım gibi geliyor, hevesim kaçıyor. Bunu bir arkadaşım ile sürekli yaşadım, yıllarca… En sonunda arkadaş olmamaya karar verdik, çok acı veriyor hala vardığımız nokta.

Ha keza benzer başka durumlar da var, (sesli ve filtrelemeden düşünüyorum, saçmalarsam affola lütfen) normal hayatta?!! tanıdığım insanları belli kalıplara oturtuyorum, etiketler yapıştırıyorum sanırım, sonra bu etiketlerin ve kalıpların dışına çıkan davranışlarında irite oluyorum.

Misal; (buradan sonrası aşk resmi geçidi vol.2 başlığı altında da yazılabilir aslında)
ben bir çocuğu çok sevdim, bir süre bir arada bulunduk kendi çapımda tanıdığıma inandım, belli etiketler yapıştırdım ona, belki de olmasını istediğim insan gibi gördüm. Bir kızla ilişkisi olduğunu duydum, ama bir türlü ikna olmadım. Duydum dediğim de kendisinden de duydum =) direkt bana değil ama bir arkadaş grubu içerisinde başka biri sorduğunda ortaya anlattı (ben insanların özel hayatlarını merak etmiyorum, bu konudaki mottom “eğer isterse anlatır”dır.) Sonra birazcık ayrı gayrı düştük, ama ben hiç inanmadım o kızla birlikte olduğuna…

İnanmama sebebim ise çok komik… Facebookta kızı buldum =) fotoğraflarına baktım ve etiketledim; ucuz!

Yahu bana ne, belki dünyanın en entellektüel insanı, belki süper akıllı, belki inanılmaz bir enerjisi var… Her türlü süperliğe sahip olabilir, kızı tanımıyorum bile. Belki de hakikaten ucuz, sığ biri? Ve bizim andaval böyle kızlardan hoşlanıyor? Bok yemenin düştüğü taraftayım, ama kendi kendime canımı sıkmaktan da uzak kalmıyorum.

Kızı neden ucuz (of ucuz kelimesinden nefret ettim, bir hemcinsimi böyle adlandırıyor olmak, kategorize etmek salakça geliyor ama ortada bir gerçek var ki; hoşlandığım çocuk ondan hoşlanıyor… Ne desem revadır, hakkımdır?) Ne diyordum? Kızı nasıl ucuz kategorisine aldığımı itiraf edecektim; kızın 60 tane kadar fotosunu gördüm, hepsi genç neslin facebookluk fotoğraf dediği türden şeyler, kafa hafif yana, burun aşağı v.s. v.s. yok kuaförde aynada poz vermeler, yok tatil yöresinde tepeden çekilmiş fotolar… Hiiiiç kötü göründüğü bir foto yok, kendi fotoğraflarıma ve yakın/sevdiğim insanların fotoğraflarına bakıyorum; bizim fotolar yaşayan fotolar… Hiç biri poz verilmiş değil, poz verilenler de yaşıyor, hatırası olan şeyler hep… Bakınca güzel şeyler hissettiren şeyler. Ama o kızınkiler, hep poz, hep açı… Belki de benden güzel diye, belki de hoşlandığım çocuk benim bir tane bile fotoğrafımı like’lamış değilken, o kızın en saçma, en baldır bacak fotosunun altında like’ı var =(  Hissettiğim şey kıskançlık… Bu hissi sevmiyorum. Hatta o kadar sevmedim ki şu kadar yazdığım şeyi silip sonsuzluğa göndermek istedim, utandım kendimden… Ama ibreti alem amaçlı, kendime aslında ne olduğumu göstermek için… Yayınlan

ramazan, sigara, oruç, nikotin bandı

Ağustos 8, 2011

Uzunca süredir nikotin sakızı ile kendimi mutlu eden biriyim. Elbette hiç bir şey o iğrenç kokulu dumanın yerini tam doldurmuyor ama öksürük, burun tıkanıklığı ve sürekli leş kokmak ile çap çap sakız çiğnemek arasında tercih yapmam gerektiğinde sakızı tercih ediyorum. Sakızın tadını da sevmediğim için (aslında tadı güzel ama genzimi yakıyor, inceden midem bulanıyor) sürekli azalan miktarlarda çiğnemeye başladığımı fark ediyorum. Kimyasal şeyler konusunda biraz korkak olduğum için çok araştırdım nikotin sakızı/bandı meselesini.

En en en önemli konu vücuda nikotin alırken sigara içmemek, çünkü aynı anda bir sürü sigara içmiş gibi olabiliyormuş ve sonu komaya kadar gidiyormuş.

Oruç tutan insanların nikotin bandı kullanabileceğine ilişkin bir sürü din adamından bir sürü şey duydum, okudum. Peki oruç nefis terbiyesi değil mi? Alışkanlıkları sürdüreceksek? O zaman serumla besin alsak da mı olacak?  Ya da daha önemli olan kısım, nikotin bandı kullanan adam iftardan sonra yemek yiyip, arka arkada bir kaç sigara yaktığında ne olacak?

Tercih yapılması lazım bence, ya nefsine hakim olup tüm zevklerden arınacaksın, ya da yemek de yiyeceksin…

Hayır, din adamı değilim ve insanların tercihlerine sonuna kadar saygı duyarım ama bu sağlık açısından da risk?

çeşnili ekmekler

Ağustos 7, 2011

Ekmek makineleri güzel şeyler aslında, kullanım kolaylıklarına edecek tek kelimem yok. Ama kısıtlıyor, hamura dokunma lüksünü, yoğurma keyfini kısıtlıyor.

Mayalandırdıktan sonra güzel “yaşayan maya” kokusunun ciğerleri doldurmasını engelliyor.

=) kimse beni ekmek makinesi kullanmaya zorlamıyor elbet, ama kullanıyorum zira kolay…

 

Çeşitli ekmekler ararken süper bloglar bulmak da cabası.

saçmalamak benim işim

Ağustos 6, 2011

Hepimizin içinde bulunduğu balonlar var, o balonların içine yeni şeyleri almak bazen zor oluyor =)

Biraz evvel blogumu taşıdım wordpress’e ve şöyle bir arşive göz attım, aldatma üzerine hali hazırda yazılmış bir yazım var. Ama hala aklımda bu konuya ilişkin şeyler dolaşıyor. Sebebini biliyorum, vakti zamanında aldatıldığım için aldatılan her eş-dost soluğu benim yanımda alıyor, güya dertleşme adı altında, zaman itibariyle bende de olmayan, enerjimi soğuruyorlar.

En son bu iş için beni seçen kıymetli arkadaşımın olayı pek komikti… bir ara sohbeti yarıda kesip ortamdan kaçarak uzaklaşmak istedim =) ki bu hisse nadiren kapılırım, insanlara tahammül gösterme konusunda kendimi eğitmeye çalışıyorum çünkü.

Hanım kızımızın derdi ayrıldığı sevgilisinin 3 hafta sonra başka bi kızı s.kmiş olması… OK, rahatsız etmiş olabilir… Anlayış göstermek lazım… Birlikte küfrettik uzun uzun. Sonra sadede geldi, aslında çok mutlu, zira kendisi de biriyle sevişmiş, pek memnun kalmış söz konusu performanstan falan filan. Peki sen bu elemanla seviştikten sonra mı öğrendin, yoksa önce mi öğrendin eski manitanın yeni birini bulduğunu? diye sordum, gayrı ihtiyari…

Bu sorunun üzerine olay aydınlandı… Ayrılmışlar, aynı haftasonu başkaları ile birlikte olmuşlar, sonra kızımız cebren ve hile ile eski sevgilisinin yediği naneyi öğrenip aşırı tepki vermiş.

Sus, dedim içimden. Bari iki yüzlü olma. Sen yapınca beline kuvvet, o yapınca şerefsiz pezevenk. Olacak şey değil, önce kendimize dürüst olalım istiyorum. Ben yaptığım hatalardan rahatsız olduğumda bunlardan herkese bahsetmemeyi tercih ediyorum, beni bilen insanlara içimi döküp kendimde rahatsız olduğum şeyleri tüm açıklığı ile anlatıyorum, birilerine haksızlık yaptıysam günah çıkarıyorum… Birilerini kandırmaya çalışmak büyük yük, zaten yaşamak zor, bunu daha da zorlaştırmanın anlamı yok.