Dusunebiliyorum

Haziran 24, 2011

Dusunuyorum… Evet, zaman zaman bunu yapiyorum, yapabiliyorum yani.
Dusunuyorum, neden ve nasil yalniz kaldim diye. Nasil bitti diye. Kendi yaptiklarimi goz ardi etmek hosuma gidiyor, sucu sana atiyorum… (bunlari yaziyorum zira konusacak birsey kalmadi dedin, sana zaten soylemeyecek olduklarimi soyleyemez haldeyim.) sucu sana atiyorum ve diyorum ki; suc senin kardesim, senin yuzunden oldu. Sen kisitladin beni, benim kacasim geldi geldi geldi. Sen ara verelim dedin, ben hirs yaptim. Sen ara verelim dedin, benim aklima karpuz kabugu dustu.

Ama sunu bil ki, su an ihtiyacim var varligina.

Reklamlar

Tv mevzulari

Haziran 24, 2011

Eskiden erken yatardim, zira gayet yorgun gelirdim eve. Artik ne yatmak ne de uyanmak icin sebebim yok, ne yetismem gereken bir is, ne is dolayisi ile yorgunluk… Evde oturan insanlari anlamakta zorlaniyorum =((

Bol bol tv izliyorum elbet
-Nihat Dogan; senden gunahim kadar hazzetmiyorum. Adeta babam gibisin ve seni izledikce ona kufrettim haftalarca.
-Sertab Erener; az evvel tv'de gordum bir yarismada jurisin. Ben seni ne cok severdim. Ama neden yok reklam yok yarisma? Hayirdir, parasiz mi kaldin? Olmadi yahu…
-Nur Yerlitas; ay ne sekersin yahu… Hastasinim…
-Akasya Duragi; nefret ettirdiler senden, zaten izlemezdim ammaa gordukce gordukce bile tilt oldum sana, ey dizi….
-Kanit; csi ny ile kiyaslayinca daha sahanesin, ayila bayila izliyorum…
-Uskudara giderken; izleyin, izlemeyenleri de uyarin… Daha erken saatte olsun, haftanin her gunu olsun…

Dip Not: kisisel fikir elbet cumlesi…

Isteklerim var

Haziran 23, 2011

Hayatimda degismesini istedigim seyler var.
Misal;
Visne suyu (yerine soda)
Cips (yerine yagsiz popcorn)
Pesto soslu makarna (yerine zeytinyagli bugday salatasi)
Otobus (yerine tabanvay)
Tereyag (yerine hicbirsey)

Sirf zevkine istedigim seyler ise;
e-book reader (zevkine diyorum zira ben kitabi kagitta severim, bu talebimin sebebi aniden almak istedigim bir kitabi, kitapciya gitmeden d&r'dan e kitap olarak heeemmen alabilmek)
ipad (saaadece angry birds oynamak icin… Hohohohhooo… ha bir de, iki parmakla fotolara zoom da pek hos =)
Dunyadaki tum ojeler (hayal benim ne de olsa)

Yeter ama

Haziran 4, 2011

Valla sikildim beklemekten, kac kere dedim oluru varsa olsun… Oluru yoksa da su lanet umut sktr olsun icimden…

Gene bekleriz

Haziran 3, 2011

Oy oy oy…. Evde oturmak ne de zor bir icraat, en sonunda kendimi sorbet, dondurma, parfelere vurdum =)

Tam da zaman itibariyle bir manitaya ihtiyac duydugum zamanlarda da bekar kalmak olayin bonusu…
Surekli uzun zamanli iliski yasayinca insan yeni birileri ile flort etmeyi de unutuyormus, yeni deneyimledigim komik durum olarak kayitlara gecsin istiyorum. Yeniden birilerini tanimak, yeni anilar olusturmak… Zor…

yeter yahu…

Nisan 8, 2011

Saskinim kendime bir kez daha… Zaten kendimle alakali en basarili
oldugum husus bu sanirim, sanki 27 yildir bu kizla yasayan ben
degilmisim gibi sasirabiliyorum. Her zaman benzer durumlarda verdigim
tepkiler ayni aslinda…

Sevgilim artik sevgilim degil, ben napiyorum; sorunu cozmek icin
degil, ortbas etmek icin, acimadi ki demek icin deli gibi caba sarf
ediyorum. Daha soz konusu durumun acisi icimden cikmadan yenisi icin
araniyorum, bi de utanmadan buluyorum, sonra "yeni" elemanin yeni bir
manita edindigini ogrendigimde, aslinda varolmayan, bir aci
yaratiyorum hemen. Maksat asil sikintiyi kapatmak. Asil aciyi ortbas
etmek…

Ama papaz hep pilav yemesin istiyorum artik, yeter.

selametle sevdicek

Şubat 26, 2011

Hep dedim ben, ilişki kurmak için doğru insan ben değilim… Bunu dedim demesine ama 1,5 yıllık sevgilinin karşıma geçip, sen hayatımın kadınısın ama çıkmaza girdik, günlerdir görüşmüyoruz ama seni özlemedim diyebileceğini hiç düşünemedim.  

OK. Dünyanın en sakin, en uyumlu insanı da değilim, biliyorum, serde babamın kızıyım. Ama yine de 2 önceki sevgilinin dediği "birileri seni mutlu edebilir, ama sen kimseyi mutlu edemezsin" lafını üzerinden 2 yılı aşkın zaman geçmesine rağmen sindiremiyorum… Bugün bu laf geldi aklıma ve terk edildiğime değil, son kez sarılamadığıma ve onu mutlu edememiş olmama ağladım. 
Sığ olmayı, yenisini bulurum demeyi çok istiyorum… Ama yenisinde de aynılarının olacağını bilmek acıtıyor, değişmeyeceğimi, bencil olacağımı, manevi tatmin olmadığım durumlarda karşımdakini hiçe sayacağımı biliyorum. Yeni sevgili değil, yeni ben lazım bana… 
Uzunca bir zamandır görüşmüyorduk (1,5 hafta kadar) bugün yanına giderken (yağmurumsu karda yürüken) ipod shuffle modunda çalıyordu, kulaklıkları kulağımdan çıkarmadan önce son duyduğum sözler içimi acıttı (hayko cepkin'e denk gelmiş shufflelarken gölgemden gölgen koptu hemde çok derinden dertliyim…) abuk bir şarkıdan etkilenince "sanırım bitecek bugün" dedim içimden… 
Ama yine de acıdı…
Ona da son kez dediğim gibi; keşke bi kere daha sarılabilseydim, selametle sevdicek…

oje mevzusu

Şubat 3, 2011

Bir kaç gündür hastanede uzun zaman geçiriyorum, maksat sağlık raporu… Malum devlet hastanesi, işler biraz yavaş yürüyor. Ben de bu sıkıcı zamanı hastane çevresinde dolanarak harcıyorum. Meşhur japon pazarı benzeri bir yerde bari toka alayım diye dolanırken ojelere gözüm çarptı… Flormarın bile beceremediği mat ojeleri gabrini çıkarmış. Kesin bu da flormar gibi kremsi yapıdadır da onlar mat olarak adlandırmışlardır diye bir tane aldım sadece, eve geldiğimde ne göreyim; cidden mat…
Baya baya renkleri de vardı…

Gabrini benim gönlümde özel bir yere sahiptir. Üniversite yıllarında (çanakkaleliler bilir bu parfümeriyi) kaptan parfümeriden en çok aldığım kozmetik ürünü gabrini siyah göz kalemiydi. Hala da sonuncuyu atmaya kıyamam, hatıra diye saklıyorum =)
Gabrininin ojeleri tırnaklarımı çok boyadığı için sahip olduğum 1 tane kırmızı ojesinden sonra almamıştım, henüz mat ojeyi çıkarmadım boyama durumunu bilemiyorum…

Bu arada bundan sonra hayatımı emekli olana kadar ojesiz geçireceğim muhtemelen, ama yine de oje almadan duramıyorum… Bu kötü birşey =(

Güzin Ablalık müessesi

Şubat 2, 2011

Sevgili blog, az evvel patates kızartırken tuhaf birşey fark ettim… Adeta Güzin Abla auram var sanki?!! Şaşkınım…
Hepimiz gibi benim de birazcık bir çevrem var, bu çevrede de çeşit çeşit insan tabi. Bu insanların hepsinin huyu suyu farklı. Ama herkesin bir cinsel sıkıntısı var (her insan gibi) burada garip olan benim bunları biliyor olmam… Kimseye anlatamayacakları şeyleri bana anlatıp medet?!! umuyorlar. Ben de sanki 40 yıllık uzman gibi akıl veriyorum falan…
İlginç olan şeylerden biri de bu durumun bana patates kızartmaya başlayana kadar olağan gelmesi…

O kadar ilginç vakalarım var ki, yazmak istiyorum aslında ama hasbel kader kimseyle paylaşmamama rağmen tanıdık bildik insanların blog okuyucusu olma ihtimaline karşı yazamıyorum…

Varsa bir derdin sen de anlat, çekinme, buluruz bir çare sana da…

pozitif

Aralık 3, 2010

Eveet…

Pozitif düşünmenin ne kadar önemli olduğuna ilişkin bir miktar fikrim var… Maksat kayda geçsin, maksat birşeyler yazayım, maksat elim açılsın, maksat kelimelerim açılsın…
Aslında çalışmam lazım, ama böyle sıkışık zamanlarda daha iyi yazılar yazmayı umuyorum…
Pozitif düşünmek mühim tabi… Misal su… Yapılan bir araştırmaya göre(?!!) bir miktar suya hakaretler sayılmış, bir miktar suya hoş lakırdılar edilmiş. Suların atomik yapıları incelendiğinde güzel sözler ve hakaretler işitenler arasında fark olduğu görülmüş…
Yemek yaparken, hamur yoğururken ben genelde hoş şeyler düşünmeye çalışıyorum, fırına girmiş ürün kokusunu hayal ediyorum, ağzımda yumuşacık mayalı hamuru çiğnediğimi düşünüyorum… Ve voila… Sonuç süper oluyor. Ama sadece yapmak için yaptığımda, kendimi stresli hissettiğimde, olmuyor Allah olmuyor. Hamur maya tutmuyor. Nasıl iş anlamadım. Sen hamursun, nereden anlıyorsun benim ne düşündüğümü. Nereden anlıyorsun seni sevip sevmediğimi?
Durumu insan ilişkilerine çekesim geldi şimdi yazarken… Karşımda bulunan kişi kötü hissediyorsa kendini, yaptığım işten hayır gelmiyor ( ofisime giren çıkan belli olmadığı için mühim bir konu onların psikolojisi)
Tuhaf işler…